Ne Okuyorum? Çetin Yetkin, Türk Edebiyatında Batılılaşma ve Kimlik Sorunu

Çetin Yetkin birikimlerinin ışığı ile  edebiyat insanlarımıza  toplumcu gerçekçi pencereden bakmamızı sağlıyor.

Çetin Yetkin Kimdir?

Türk ve dünya tarihine ışık tutan pek çok esere imza atmış yazarımız Çetin Yetkin 7 Eylül 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı.  Aynı üniversitede Kamu Hukuku\Hukuk Felsefesi alanında doktora yaptı. (1965-1969) Ankara ve İstanbul’da savcılık görevlerinde bulundu. 1980 yılından itibaren İstanbul’daki üniversitelerde İktisadi ve İdari bilimler alanında dersler verdi, 1982 yılında siyaset bilimi doçenti oldu. 1986-1991 yılları arasında çeşitli gazetelerde yazar ve danışman olarak görev yaptı.  1991‘den itibaren çalıştığı Antalya Akdeniz Üniversitesinde 1992 yılında Cumhuriyet Tarihi Ana Bilim dalında profesörlüğe yükseldi. 1997’de emekliye ayrıldı. Yurt içinde ve dışında konferanslar, çeşitli üniversitelerde lisansüstü eğitimler veren Yetkin birçok ödül de almıştır. Yayınlarından sadece bazı kitaplarına değinmekle yetinelim:
Siyasal Düşünceler Tarihi, 4 Cilt, Gürer Yayınları, 2008-2009

Siyasal İktidar Sanata Karşı, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1970.

Bab-ı Ali’den Müdafaa-i Hukuka: Basında 21 Yıl, Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları, Antalya 2007.

Bir Savcının Not Defterinden, Otopsi Yayınları, İstanbul 2004.

Etnik ve Toplumsal Yönleriyle Türk Halk Hareketleri ve Devrimler, May Yayınları, İstanbul 1974.

Türkiye’de Tek Parti Yönetimi 1930-1945, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1983.

Çetin Yetkin, her aydın gibi kendi uğraşı alanları dışında özellikle ait olduğu toplumun edebiyatı ile yakın bağlar kurmuş bir bilim insanıdır.  Ele aldığımız Türk Edebiyatında Batılılaşma ve Kimlik Sorunu (İstanbul, Salyangoz Yayınları 2006) isimli kitabında, edebiyat eserleri ile tanıdığımız önemli kişileri farklı açılardan değerlendirir.  Onların sanatlarına yansımayan, eserlerinden göremeyeceğimiz yönlerini, gene eserlerine dayanarak, gösterir. Edebiyatın ve edebiyatçının kendi toplumu ile ilişkisi bakımından birçok ipucu içeren kitap, edebiyat ve toplumsal değişme açısından önemli bir kaynaktır.

Kitapta yaşadıkları dönemlerin olguları karşısındaki duruşları ile ele alınan kişiler, eserlerinden hareketle, tarihsel ve toplumsal arka plana dayanarak değerlendirilir.  Kitabın ana vurgusu, edebi kişiliklerin toplumsal ve siyasal koşullar karşısındaki tutumları, bir başka değişle toplum gerçeklerine eserlerinde yer verip vermedikleridir.  Osmanlı’dan günümüze uzanan kronolojik bir sıra ile incelenen on üç yazar hem sınıfsal kökenleri hem de sorunlara ürettikleri çözümlerle değerlendirilmiştir.

Örneğin Ziya Paşa ve Namık Kemal batılılaşma adıyla tanımlanan değişimlere nasıl bakmışlardı? Emperyalizm karşısındaki duruşları neydi? Toplumun geri kalmışlık sorunlarına ne kadar duyarlıydılar ve çözümler üretebilmişler miydi?

Kitapta Ziya Paşa bu anlamda bir örnek olarak değerlendirilmiştir.  Bir Osmanlı aydını olan Ziya Paşa, devletinin Batılılaşırken sömürgeleşmekte olduğunu görmüş ve eserlerinde bu durumu eleştirmiştir.  Batı özentisine ve onun tüketimci yaşam biçiminin körü körüne taklit edilmesine karşıdır. Yabancı devletlerin Osmanlı’nın içişlerine müdahalesini hatta bu müdahalenin adeta davet edilerek dayatmalara rıza gösterilmesini eserlerine taşımıştır. Yetkin, Ziya Paşanın kendi toplumuna gerçekçi ve eleştirel bakışını onaylamakta ve bunu da onun eserlerinden örneklerle dile getirmektedir Örneğin Rüya adlı eserinde Osmanlı yöneticilerinin elçiliklere hoş görünmek amacıyla Girit işini savsakladıklarını, Şam sorununda Fransa imparatoruna yaranmak için 800 bin kese altın ödemeyi üstlendiklerini, Avrupa’ya ıslahat yapıldığını kanıtlamak göstermek üzere gereksiz masraflar çıkardıklarını görürüz.

Sonraki kuşak ise daha farklı durumlarla karşı karşıya kalmış, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte birçok toplumsal dönüşüme tanıklık etmişlerdir. Yazarımız  bu önem edebiyat insanlarını da gene toplumsal ve sınıfsal duruşları açısından ele alır. Halit Ziya’yı alafrangalığı ve Batı hayranlığı ile değerlendirirken Halide Edip körü körüne batıcı -özellikle Amerikancı yönüyle ön plana çıkar.  Osmanlı aristokrasisi hayranı Yahya Kemal “Endülüs raksçılarına ‘Ole!’ Kocamustafapaşalı’ya kuru ekmek” sözleri ile eleştirilir.

Cumhuriyet dönemindeki edebiyat insanları da benzer bakımlardan ele alınmış, ilaveten hükümetlerin uygulamaları karşısındaki tutumları değerlendirilmiştir. Abdülhak Şinasi Hisar  “halktan kopuk”, hatta “halka düşman”dır. Peyami Safa gerçeklerden kopmuş, Nurullah Ataç “bireyci”, Sait Faik kaçarak ve kendi kabuğuna sığınmayı tercih eden Demir Özlü de korku, tiksinti ile kaçışı seçen bir yazardır. Çetin Yetkin bu tespitlerini ele aldığı yazarların eserlerinden alıntılara dayandırılmaktadır.

Yetkin, Ziya Paşa’dan başka, Mehmet Akif, Reşat Nuri ve Yakup Kadri’nin antiemperyalist yönlerini, toplumcu gerçekçi bakışlarını eserlerinden örneklerle okuyucuya sunmaktadır

Yazarımız Çetin Yetkin geniş birikimi ve akademik kimliği bir yana, zaten ilgi duyduğu, etkilendiği, edebi lezzet aldığı yazarlar üzerinde durduğunu belirtiyor. Bu tespit de kitabın edebiyat insanlarımızı ayrıştırma ve kimilerini karalama amaçlı yapıt olduğu sonucuna tamamen kapalıdır. Kendi değişi ile kitapta “toplumsal ve siyasal gelişmeler içinde varlık kazanan yazarın bunların karşısında mı yoksa yanında mı olduğu” gösterilmiştir. Bu kişiler “ulusal ve uluslararası düzeyde toplumsal, ekonomik ve siyasal alanlarda olup bitenlerin bilincinde olup olmadıkları” açılarından değerlendirilmiştir.

Yazarımız, birikimlerinin ışığı ile klasik edebiyat insanlarımıza bir de toplumcu gerçekçi pencereden bakmamızı sağlıyor. Sonuç bölümündeki şu sözleri bunu kanıtıdır.

“Ülkesi bir bakıma kişinin anasıdır. Onun bağrında doğup büyürsünüz, kişiliğinizin ilk biçimlenişi onunla olur. Fakat insan nasıl anasını seçemezse üzerinde doğacağı toprak parçasını da seçemez. Bizim ülkemiz, anamız yoksul, geri kalmış… Doğru. Ama varlıklı komşu çocuğunun güzel, bakımlı, kültürlü anasını kendinize ana edinemezsiniz. Kabul ederlerse sizi, belki onların evine gidip yerleşebilirsiniz, fakat anasız bir sığıntı olursunuz. Ananızı bir başına bırakıp kaçsanız da o yine nüfus kütüğünüzde sizi dünyaya getiren olarak kayıtlı kalacaktır. Bu sicilinizden kaçamazsınız. Ben anayurdunun gerçeklerini, bunlar hiç hoşa gitmese de bunlardan kaçmayarak, başka ülkelere imrenmeyerek, gören, dile getiren sorunlarına çözüm arayan ona daha iyi bir yaşam sağlamak için çabalayan yazarlardan yanayım. Çünkü onlar bu vatanın çocukları.”

Çetin Yetkin, Türk Edebiyatında Batılılaşma ve Kimlik Sorunu , Salyangoz Yayınları, İstanbul 2006