Memleket

 

Nedir ki memleket?

  “Memleketimden İnsan Manzaraları”na baktığımızda, Memleket tanımının  sözlüklere, bilimsel kaynaklara sığmayacak bir içeriği olduğunu görürüz. Bu kavram üzerine herkesin bir düşüncesi, yorumu ve tanımı var. Hepsi de gerçek…

Köklerimi besleyen özsuyu ile memleket beni yetiştiren iklimdir. Bu iklim içimi ısıtır, acıtır, sızlatır. Masum, yalın, gayri siyasi ve gayri askeri bir şeydir memleket. Biraz aşka benzer. Sevgi ve nefreti birlikte içerir. Ayrılınca özlem, içindeyken kahırdır. Gönül telimi titretir, yüreğimi coşkulandırır. Edebiyatımdır, dilimdir, tarihimdir. Kürkçü dükkanımdır.
Nazım’ın sözü üzerine söz söyleme cüretinden vaz geçip güncel “Memleketimden İnsan Manzaraları”na bakalım. Memleket tanımının ve ayrıntılı tarifinin sözlüklere, bilimsel kaynaklara sığmayacak bir içeriği olduğunu görürüz. Bu kavram üzerine herkesin bir düşüncesi, yorumu ve tanımı var. Genel olarak bireysel düşünceler, ilk paragrafta verilenlere yakındır. Ya başka kelimelerle ya da daha derinlikli, içten ve zengin anlatımlarla dile getirilmiştir memleket duygusu. Kavramın duygu ile ifade edilmesine onlarca farklı örnek bulunabilir. Duygu zenginliği içeren her bir tarife katılmak mümkün. Sadece birkaçıyla yetinelim:
Ana rahmi,
seni çağıran yer,
topraktan öte, mülkten başka,
insanı çocuksulaştıran,
can içinde can,
kucağı her daim sana açık, dünyanın en güzel koynu…


Ne kadar ortak, bildik ve gerçek bir şey. Hatta bu ruh “sadece bize özgü, başka toplumlarda böyle bir ruh yoktur!” filan gibi yanılsamalara düşmek bile mümkün. Bu da kendi başına “Memleketimden İnsan Düşüncesi”dir ve bu düşünceye “yeşil bir ağaç gibi gülünür, merasimsiz ağlanır”. Burası kendi çöplüğümüz ya, öyleyse tek ve benzersizdir.
Biraz da şöyle bakalım:
Bireyin bütün yaşamını belirleyen, karakterinin temellerinin atıldığı taşlarının döşendiği yer: İçine doğduğu mekân, toprak, dil, tarih, kütür v.s. İlk çocukluk. Aile, sosyo-ekonomik, siyasal, kültürel ortam.
Aklının ermeye başladığı ilk gençlik/ergenlik/okul yılları
Okul sonrası yaşamın zorunlu/gönüllü koşulları
Eğer başka yerlerde doğsaydım nasıl bir hayatım olurdu?
Eğer başka bir devirde doğsaydım nasıl bir hayatım olurdu?
Eğer başka bir sosyo ekonomik toplum ve aile ortamında doğsaydım nasıl bir birey olacaktım.
Eğer ailemde bir müzik aleti çalan/resim yapan biri olsaydı bunun bana nasıl bir etkisi olurdu?
Okulumda ciddi bir müzik eğitimi alsaydım nasıl bir kişi olurdum?
Eğer ailemde veya okulumda bir spor dalına yönlendirilseydim ne olurdu?
“Urfa’da bir Oxford olsaydı” (!) ne olurdu?
Bizim memlekette, olanlar ve olmayanlar bizi belirler. Sonunda bir şey oluruz ve olduğumuz da bu iklimin ürünüdür.
Her ne olduysam burada oldum.

İyi ki de…