Hamama Giren

hamama giren terler

Efendim malum, ne demiş eskiler: Hamama giren terler. Zaten hamamın amacı da bu değil midir? Hamama gidelim. Önce buharlı bir külhan kokusu sarsın bizi. “Külhan mı kaldı ayol” demeyin. Ne külhan kaldı ne de külhanbeyi. Ne yapalım, çocukluk kayıtlarımızın bir yerinde kalan koku, hemen açığa çıkıveriyor uygun ortamı bulduğunda. Gerçi çocuklar için pek sevimli yerler değildir oralar. Kubbelerden yansıyan sesler, sisli görüntü ve ortamın nemli loşluğunda bir yığın çıplak hatun. Göbek taşında al al vücutları evire çevire keseleyen bir natır. Arada tasların kurnaya değmesinden ve takunyalardan çıkan gürültü. İlk başta bu şoku yaşayan zavallı çocuk yeşil bir çamura bulanmış mahrem bölgeler ile de karşılaşırsa ne olur? Ne olacak, yıllar sonra yazacağı hamam yazısında böyle bir ürkünç tablo resmederek asıl mevzudan uzaklaşır işte…

Hamama gidelim, mümkünse sık sık, ne bileyim her hafta olmazsa da birkaç haftada bir gidebiliriz. Sıcağa girince insanı sarıveren gevşeme duygusu ne hoştur. Gevşeme diyorum, ona göre! Gerilebilirsiniz de hazırlıklı olun. Hamam taslarının ve takunyaların kafa ve gövdelerden ses getirmesiyle kurna kapma yarışına, kese atma dövüşüne karışmazsanız gevşeme garanti. Hele de keseyle beraber oklava oklava kirler döküldükçe tam arınma duygusu yaşarsınız. Alın size ta Roma’dan beri uygulanan yüzlerce yıllık piling. Hem de en doğalından.

hamama giren terler

Nedendir bilinmez, hamamlar biraz tekinsiz yerler olarak da görülür. Bilinmez olur mu canım? En azından tahmin edilir. Bir defa hamamlar edebe aykırı yerlerdir. Ne o öyle anadan üryan yıkanmalar filan. Zaten kadın ve erkek hamamlarının bitişik olduğu yerlerde mutlaka bir gözetleme deliği vardır canım.  Aynı insan cinsinin bir arada yıkanması (sanki ayrı insan cinsinin beraber yıkanmasına iyi gözle bakılırmış gibi)  ahlaka mugayirdir. Hamamlara melaike girmez. Hamamlardaki ayş ü işret, zevk ü safa bizatihi kıyamet alametidir. Külliyen men edilmelidir. Bakınız Tophane Hamamı… Galata meyhane, kumarhane ve kerhanelerinden çıkan nice ayyaş ve etek düşkünü zevatın Üsküdar’a geçmeden burada arınmaya çalışmaları beyhudedir. O kirleri yedi düvelin hamamı temizleyemez. Burası derhal içindeki cenabetlerin başına yıkılıp yok edilmelidir!

Konudan sapmadan tekinsizlik sebeplerine geri dönelim. Hamama girenlerin cinlerle ve perilerle rastlaşma ihtimali yüksektir. Malumunuz bu yaratıklar daha ziyade su kenarı, çeşme ardı gibi kuytu ve gölgelik yerlerde bulunurlar. Alın size hamam!  Ortalıktan el ayak çekilince, mekânın asıl ev sahipleri ortaya çıkar. Geceden sabahlara kadar pür neşe yıkanan, eğlenen iyi saate olsunlar,  yolu vakitsiz hamama düşenleri de bir güzel yıkar paklar ve gönderirler. Yeter ki keyifleri yerinde olsun, Yoksa tersleri çok fenadır.  Zaten görenler anlatıyor, onların ayakları da tersmiş. Ben görmedim ama adım gibi biliyorum. Bu terslik sağ ve sol ayak yer değiştirmiş gibi değil. Ayağı bilekten alın ve arkaya döndürün, işte öyle…   Mesela vaktin birinde, yıkanmaya gelen kambur bir pir-i faninin kamburunu kubbeye asıp onu bu ebedi yükten kurtarmışlardır. Eşref saatine denk gelmiş bu Quasimodo. Bir gece hamamdan dümdüz,  filinta gibi çıkmış da dolaşırken, onu gören diğer bir kambur durur mu? Hemen işin aslını astarını sormuş ve bu mucize üzerine tez vakitte o da hamama gitmiş. Ah talihsiz ikinci Quasimodo, iyi saate olsunların kötü saatine denk geldiğini nereden bilsin? Ecinni taifesi tutmuş, kubbede asılı duran kamburu indirip onunkinin üstüne ekleyivermiş.  İşte sırf bu sebepten dolayı Notre Dame’da bile ibret-i alem için  “kambur kambur üstüne” gelmemiştir. Böyle olaylar sadece bizim buralarda yaşanır.  Bu nedenle hamama gidecekseniz önce muskalarınızı takınız. Onları kızdırmamak üzere gerekli olan hal ve hareketleri bir an evvel öğreniniz, girdiğinizde de uygulayınız. Şimdi, durduk yerde yeni yeni kamburlar edinmemek hepimizin menfaati icabıdır netekim.

Nur N. ÖZMEL