Türk Dili ve Edebiyatı ile başlayan, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ile devam eden akademik yolculuklar yapıyorum. Kimi zaman edebiyata, kimi zaman da Cumhuriyet Tarihi’ne uzanan yollar bir yerde birleşti. Şimdi çoktan kendi akademik yolculuklarına çıkan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerime tarih dersi verdiğimde yolum alabildiğine genişledi, zenginleşti. Halen bu iki alanda ezelden ebede öğrenci olmanın tadını çıkarıyorum. Eh tevellüt de müsait. Öğretmeye de devam ediyorum.

Kaynağın (beşiğin mi demeliydim) ortasından çıkıp yaşamın dört elementi ile yoğurularak öğrenmek ve öğretmek başka alanlara kayıtsız olmak değil elbette. Akademik kelimesi (aşırı ciddi görünse de) bilimsel, evrensel ve gerçeğe dayalı olma titizliğine vurgu içindir.

Kaynağımız bu topraklar, besinimiz buraya özgü veriler. Belki de Anadolu demeliyiz. Rumeli de var elbette. Memleket dersek hareket alanımız sınırsız olur mu? Beşikten mezara öğrenirken beşiğimin malzemesi, emekleyerek yöneldiğim ve aştığım eşiğin boyutları, yolda karşılaştıklarım, rastlaştıklarım bu iki temel alanımı belirledi. Amacım, bu derin ve renkli ortak serveti fakültelerin duvarlarından dışarıya aşırmak.

Öğrenerek öğretme yolculuğunu yeni ulaşım iletişim araçları ile hız kazanarak sürdürmek… Sadece buralarda kalmak da yetmeyecek elbette. Öyleyse yönümüzü şöyle belirleyebiliriz: Malzememiz insana ve hayata ilişkin veriler, geçmişle gerçeğin birlikteliğinin getireceği ışıklı bir geleceğe yol alma...

Öyleyse yolumuz hep açık olacaktır.